Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/772
Karar No
K. 2023/343
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/772 Esas
KARAR NO: 2023/343
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/10/2022
KARAR TARİHİ: 10/05/2023

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı ile ticari alışverişe dayalı faturadan kaynaklanan alacağının tahsili amacı ile davalı-borçlu şirket aleyhine İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibine başlandığı, davalı borçlu tarafından borca itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP VE SAVUNMA:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin uyuşmazlık konusu edilen meblağa hak kazanıldığına ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, malların teslim olgusunun ispatı noktasında sevk irsaliyelerini sunmadığı, mevzubahis ürünlerin teslim edildiğinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVA:

Dava ticari satımdan kaynaklanan bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

DELİLLER

-İzmir Vergi Dairesinin 12/10/2022, 14/10/2022 tarihli yazısı ve eki, -İzmir...İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası sureti, -Tarafların ticari defter ve kayıtları, - Bilirkişi...'ın 06/03/2023 tarihli raporu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i)İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye fatura alacağına istinaden İzmir... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 11.638,00 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 14/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 15/03/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiği, aynı tarihte icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını ikame ettiği ve davalının itirazının takibe konu alacak ve ferileri üzerinden iptalini talep ettiği, davacının icra dairesinin yetkili olduğu, ticari satım sözleşmesi kapsamında davalıdan alacağının bulunduğu ve takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalının ise davacının malın teslimi ile alacak iddiasını ispat edilmesi gerektiğini savunduğu, taraflar arasında icra dairesinin yetkili olup olmadığı, ticari satım ilişkisi bulunup bulunmadığı, davacının bu ilişki kapsamında faturadan kaynaklı olarak bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu, takipte talep edilen faiz oranının uygun olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır. Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.

Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ve yetki itirazında Kemalpaşa İcra Dairelerinin yetkili olduğu ileri sürülmüş ise de, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün kayıtlarına göre takip ve ödeme emri tebliği tarihi itibariyle davalının şirket merkezinin İzmir ili Bayraklı ilçesinde bulunduğu, Kemalpaşa İcra Dairelerini yetkili kılan herhangi bir neden bulunmadığı gibi 2004 sayılı İİK'nun 50 ve 6100 sayılı HMK nun 10 ve 6098 sayılı TBK'nun 89 maddeleri uyarınca satım sözleşmesinden kaynaklanan para alacağına ilişkin takipte davacı takip alacaklısının yerleşim yeri olan İzmir İcra Dairelerinin yetkili olduğu, davalının takibe yaptığı yetki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı hususunda taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda taraflara dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2021-2022 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, taraf vekillerinin ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 06/03/2022 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davalının envanter defterini sunmadığı, bu nedenle davalı defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının tespit edilemediği, davalı defterlerinin kendisi aleyhinde delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2021 yılında başladığı, takibe dayanak faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, taraf defterlerine göre takip ve dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 11.638,00 TL alacaklı olduğu, taraf defterlerinin uyumlu olduğu, bu yönüyle taraf defterleri arasında uyuşmazlık bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta taraf defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı defterlerinin kendisi lehine, davalı defterlerinin ise kendisi aleyhinde delil vasfına sahip olduğu, taraf defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının 01/09/2021 tarihli fatura nedeniyle takibe konu asıl alacak tutarı olan 11.638,00 TL tutarında davalıdan bakiye alacağı bulunduğu, takip konusu faturayı defterine işleyen ve bunu BA formları ile ilgili vergi dairesine bildirilen davalının takip ve davaya dayanak fatura içeriğine konu mal veya hizmeti teslim aldığının kabulü gerektiği, aksinin yani malın kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini davalının ispat etmesi gerektiği, davalının bu yönde herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı, yine her ne kadar bilirkişi raporunda taraf defterleri arasında söz konusu fatura alacağı dışında 2.891,00 TL uyuşmazlık bulunduğu ve bunun 2 ayrı kredi kartı ödemesinden kaynaklandığı yönünde görüş bildirilmiş ise de söz konusu ödemelerin 21/02/2022 ve 30/03/2022 tarihli takip ve dava konusu edilmeyen başka 2 faturaya ilişkin olduğu, davacı iş bu takip ve davayı 01/09/2021 tarihli faturaya istinaden ikame ettiğinden itirazın iptali davalarının niteliği gereği takiple sıkı sıkıya bağlı kalınması gerektiği, diğer 2 fatura yönünden herhangi bir inceleme yapılmasına lüzum bulunmadığı, bu nedenle dosya kapsamına göre davacının iddiasını ve alacağının varlığını ispat ettiği, buna göre davalının takibe itirazının yerinde olmadığı ve itirazında haksız olduğu, ayrıca davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların sıfatı ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre talep edilebilecek faiz türünün avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:

1.Davanın KABULÜ ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA,

2.11.638,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 2.327,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3.Alınması gerekli 794,99 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 140,56 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 654,43 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

4.Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 140,56 TL peşin harç, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 65,00 TL müzekkere-tebligat giderinden oluşan toplam 1.286,26 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,

5.Davacı dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. fıkraları uyarınca 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,

6.6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya İADESİNE,

7.İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/05/2023 Katip ... Hakim... E-İMZA E-İMZA

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog