10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının süt üreten bir üretici olduğunu, üretilen süt davalı şirketçe satın alındığını, bu alışverişte davacı alacaklı, davalı ise satın alan borçlu durumunda olduğunu, 2016 yılına kadar bu ticaretin devam ettiğini, iş bu ticaret kapsamında davacının satıcı taraf, davalının da alıcı borçlu taraf olmasına rağmen kooperatifte yönetici olan ...'yla işbirliği yaparak 20.10.2016 vade tarihli 100.000,00 TL bono senedini alarak .... İcra...
E. Sayılı dosyada takibe geçmiş ve halen de bu takibin devam ettiğini, borcun bulunmaması nedeniyle takibin kapatılmasını temin amacıyla ....
Noterliği 06/09/2022 tarihli ... Y.N. İle ihtarnamenin keşide edildiğini, ancak davalı tarafın herhangi bir cevap vermediğini, davacının davalıya herhangi bir borcunun olmadığını, davalı şirket ile dava dışı kooperatif başkanı olan ... birlikte suistimalde bulunduğunu, bu nedenle eldeki davaya konu senet ile davalı şirket takip yapmış olup, dava dışı kooperatif başkanıda Kooperatif yöneticisi ... .... Ağır Ceza Mahkemesi...
E. Sayılı dosyası ile cezalandırılmış ve hüküm giymiş olduğunu, işbirliği yapan Davalı ise ....
İcra Dairesi...
E. Sayılı takip dosyasına konu bono ile ilgili davalı şirketin muhasebe kayıtlarında ve ticari defterlerinde bu senedin bir karşılığı olmayan bonoda takip yaptığını, alacaklı olmamalarına rağmen yapılan takip haksız ve kötü niyetli olduğunu, şirketin muhasebe kaydında davacının 100.000,00 TL bir alacakla ilgili ödemesi olmadığını, bu bono bedelsiz olup yasal bir borç çıkışı bulunmadığını, bono senedinin bir karşılığı bir ticaret olmadığını, bono senedinin bedelsiz olduğunu, davacıya davalı tarafından ödenen veya teslim edilen ne 100.000,00 TL bir nakit para, ne satılmış bir eşya veya bir ticari ürün mevcut olmadığını, davalı tarafından kesilen bir fatura olmadığını, davacının davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine takibin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takipte kesinleşen miktarın %20'si tutarında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini arz ve talep etmektedir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasında 2015 yılında başlayan ve 2016 yılında sona eren bir ticari ilişki olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki devam etmekte iken davacının ticaretine devam edebilmesi için nakit paraya ihtiyacının olduğunu söyleyip davalıdan borç para istediğini, davalı taraf davacı ile aralarındaki ticari ilişkiyi referans alarak davacıya 100.000,00TL borç para verdiğini, davacının bu borç para karşılığında 29/07/2016 düzenleme ve 20/10/2016 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli bonoyu düzenleyerek davalıya verdiğini, bonoda nakden kaydının bulunduğunu, bono bedelinin vadesinde ödenmemesi üzerine davacı hakkında .... İCra Dairesi'nin... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibinin başlatıldığını, takibin herhangi bir itiraz olmadan yasal süresi içinde kesinleştiğini, davacının .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyası üzerinden görülen davanın 13/09/2018 tarihli celsesinde "...'ye ben sanığın (...) borcuna karşılık 100.000,00 TL'lik senet verdim" şeklindeki beyanı ile takip konusu bononun ihdas nedenini talil ettiğini, davacı dava dilekçesinde davalının dava dışı ... isimli kişi işbirliği yaparak bonoyu aldığını, kendisine suistimalde bulunulduğunu senedin bedelsiz olduğunu ileri sürdüğünü, senetteki ilişkinin görünenden farklı olduğunu ileri sürdüğünü, bonodaki nakden kaydının aksini iddia eden davacı bu kaydın aksine herhangi bir yazılı delil sunamadığını, davacının davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye dair iddialarının da tamamen asılsız olduğunu, tarafların arasındaki ticari ilişkide tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden alım satım yaptığını, davalının davacıya borç olarak verdiği 100.000,00 TL'si dışında ve bundan hariç olarak taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı da davalının davacıdan 41.416,53 TL alacağının bulunduğunu, davacıya borç olarak verilen tutara karşılık takip konusu bono alındığını, bu alacağın kambiyo senedine bağlandığını, senede bağlanan bu alacak dışında davalının davacıdan ayrıca 41.416,53 TL tutarında ticari ilişkiden kaynaklı alacağının bulunduğunu, bu tutarın takibe konu edilen miktarla uyumlu olduğunun gözetilerek davanın bu sebepten dolayı da reddine karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli olan davacının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmektedir. DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş, .... İcra Dairesi'nin... esas sayılı takip dosyasının UYAP sureti, .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyasının UYAP sureti, BA-BS formları, banka kayıtları, faturalar, sözleşme, dekontlar, Ticaret sicil kayıtlarının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 21/03/2024 tarihli rapor alınmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olunmadığına dair açılan menfi tespit davasıdır. Davaya konu icra takibine dayanak senedin 29.07.2016 keşide tarihi itibari ile davacı tarafın ticari faaliyet yürüttüğüne dair dosyada herhangi bir belge bulunmamaktadır.
Davalı tarafça verilen BA-BS bildirimleri incelendiğinde taraflar arasında tarafların da kabulünde olan bir ticari ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Davalı tarafça dosyaya sunulan ticari defter ve kayıtlarda, davacının takip tarihi itibari ile davalıya 41.416,53 TL borcunun olduğu ve takibe konu bono ile davalı tarafça yapıldığı iddia edilen ödemeye ilişkin bir kaydın bulunmadığı tespit edilmiştir.
29.07.2016 keşide tarihli 20.10.2016 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli bono incelendiğinde, davacının keşideci olduğu, davalının lehtar olduğu ve bono üzerinde "nakten" kaydının bulunduğu görülmüştür. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olup ticari deftere işlenmesi zorunlu değildir. Nakden kaydının aksi ancak yazılı delillerle ispatlanabilir. Dolayısıyla davalı ticari defterlerinde bononun yer almaması ile davalı tarafça davacı tarafa yapılan ödemeye ilişkin kayda rastlanmaması sonuca etkili olmayacaktır. .... İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü icra takibinin başlatıldığı, takibe dayanak olarak dava konusu 100.000 TL bedelli bononun gösterildiği, ancak 41.416,53 TL asıl alacak üzerinden takibin başlatıldığı, takibin herhangi bir itiraz olmadan yasal süresi içinde kesinleştiği görülmüştür.
Davacının .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyası üzerinden görülen davanın 13/09/2018 tarihli ilk celsesindeki beyanları; "Müşteki ... Beyanında: önceki beyanlarımı aynen tekrar ederim, sanık babamın teyze oğlu olur, beraber ...'den 250 adet koyun satın almıştık, ücret ödemedik, 175.000 TL lik senet vermiştik, 1 yıl boyunca sanıkla ortaklığımız devam etti, koyunlar benim üstüme yazıldı, sanık ... kooperatifi başkanıydı, ...'ye ben sanığın borcuna karşılık 100.000 TL lik senet verdim, ancak senette bunun için verdiğim yazmıyordu, bu senedi vermemi sanık ortaklığımız belli olsun diye istemişti, sanık aramızdaki ortaklıktan kaynaklanan işi takip etmediği için aramızdaki ortaklık bozuldu, sanığa elden 15.000 TL borç para vermiştim, hatta bunun için arabamı satmıştım, ortaklıktan ayrıldığında paramı ve 100.000 TL lik senedi geri istedim, bana bir hafta içerisinde getireceğim dedi, tamam dedim, bu 1 haftalık süre içerisinde sanık sahte imza atarak koyunları benim adıma ...'e geri satmış, İlçe Tarım'dan koyunların ...'e gittiğini öğrendim, sonrasında şikayetçi oldum, olay nedeniyle 130.000 TL zararım vardır, zararım giderilmedi, şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır, dedi.
Sanık müdafii tarafından sorulması üzerine: ..., ... çalıştığım dönemde maaşıma haciz koydurdu, İstanbul'da icra dairesinden haciz işlemleri yapılmıştı, dedi." şeklindedir. Davacı ceza mahkemesindeki duruşmadaki beyanında, bonoyu sanığın borcuna karşılık davalı şirkete verdiğini kabul ettiği gözetilerek ve imza inkarının da olmadığı görülmekle davacı nakden kaydının aksini yazılı delille ispat edememiştir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının .... Ağır Ceza Mahkemesi 12/12/2019 T. ...E. ... K. sayılı ilamı gerekçesi; "Sanığın suç tarihinden önce ortak iş yapmaya karar verdiği ve müşteki ile tanık ...'den 175.000 TL karşılığında 250 adet koyun satın aldıkları ve koyunları müşteki adına kaydettirdikleri; borcun ödenmemesi üzerine, sanığın müştekiden habersiz şekilde müşteki adına düzenlenen ve özel belge niteliğindeki hayvan nakil belgesini imzalamak suretiyle koyunları tanık ...'e iade ettiği; bu şekilde sahte hayvan nakil belgesi imzayıp düzenlemek ve kullanmak suretiyle üzerine atılı 5237 Sayılı TCK'nın 207/1.maddesinde yazılı 'özel belgede sahtecilik' suçunu işlediği müşteki beyanı, sanık savunmaları, 24/01/2018 tarihli ekspertiz raporu, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belge ve bilgilerin değerlendirilmesinden anlaşıldığından, sanığın bu suçtan yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar sanık hakkında müştekiye yönelik ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan iddianamede yazılı Kanun maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın eyleminde, müştekiye yönelik dolandırıcılık suçunun asli unsuru olan hileli hareketler ile menfaat temininden söz edilemeyeceğinden ve dolayısıyla üzerine atılı "dolandırıcılık" suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı saptandığından, sanığın unsurları oluşmayan üzerine atılı suçtan CMK'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir." şeklindedir. Kesinleşen ceza mahkemesi kararı gerekçesi incelendiğinde, sanık hakkında sahte hayvan nakil belgesi imzalayıp düzenlemek ve kullanmak nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan ceza verildiği, dolandırıcılık suçu yönünden beraat kararı verildiği görülmüştür. Ceza mahkemesindeki maddi vakıa tespitlerine göre dava konusu bonoyu ilgilendirecek ve bonoyu geçersiz kılacak bir maddi vakıa tespiti de bulunmamaktadır. Davacının sanıkla olan ticari ilişkisi nedeniyle zarara uğradığı iddiası ayrı bir davanın konusunu teşkil etmektedir. Yine davalı ticari defterlerinde, davacının davalıya 41.416,53 TL borcunun olduğu tespit edilmiş ise de taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle oluştuğu iddia edilen bu borç miktarının da dava konusu bono ile bir ilgisi tespit edilemediğinden bu husus da ayrı bir davanın konusudur. Açıklanan nedenlerle bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olduğu, aksinin davalı tarafça yukarıda belirtilen gerekçelerle ispatlanamadığı kanaatine varılarak yemin deliline de başvurulmayacağının duruşmada açıkça beyan edilmesi karşısında davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafın davacıya bono nedeniyle borçlu olup olmadığı, tüm delillerin yargılamada değerlendirilmesi neticesinde tespit edildiğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan başlangıçta yatırılan 1.707,75-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.280,15-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafça yerinde bilirkişi incelemesi için dosyaya yatırılan 1.000-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.09/07/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)