6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/279
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMES: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/10/2021
NUMARASI: 2017/1239 Esas - 2021/1066 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Araç Hasarı Nedeniyle Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/03/2025
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 21.08.2016 tarihinde, davalıya trafik sigortalı aracın seyir halinde iken müvekkilinin maliki olduğu ... nplaka sayılı araca çarpması ile meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilinin aracının hasara uğradığını, müvekkilinin Almanya'ya döndükten sonra yaptırdığı inceleme neticesinde, hasarın onarımının 9.132,05 Euro olacağının tespit edildiğini, aracın kazadan önceki değeri 7.900 Euro iken kazadan sonra değerinin 2.800 Euro'ya düşmesi nedeniyle müvekkilinin 5.100 Euro zararı doğduğunu, ayrıca müvekkilinin aracını 14 gün boyunca kullanamadığını ve günlük 59 Euro olmak üzere toplam 826 Euro zararı da bulunduğunu belirterek 5.926 Euro zararının ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "...HMK'nın 33. maddesine göre hakim Türk hukukunu resen uygular. Bu nedenle mahkemece; tarafların gösterdiği hukuki sebep ile bağlı olmaksızın somut uyuşmazlığa uygun olan hukuki müessese ve ilgili kanun hükümleri belirlenerek uyuşmazlığın doğru hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. Davacı, kazanın ardından ekspertiz incelemesi yaptırdığını, aracın pert olduğunun tespit edildiğini belirtmiş, aracın pert olması nedeniyle kazadan önceki değeri ile sovtaj değeri arasındaki fark olan 5.100,00 Euro'nun davalıdan tahsilini talep etmiştir. Her ne kadar davacı vekilince bu husus değer kaybı olarak nitelendirilmiş ise de dava dilekçesinden ve aşamalardaki beyanlardan gerçek zararın tazmininin talep edildiği anlaşılmaktadır. Aracın tamir edilmesinin ekonomik olmadığı ve pert edilmesinin uygun bulunduğu, aracın pert edilmesi diğer bir deyimle hurdaya ayrılması halinde değer kaybı alacağının bulunmadığı, davacıya ait ... plaka sayılı aracın tamamen kullanılamaz hale gelmesi sonucu ikinci el piyasa değeri 5.100,00 Euro hasar oluştuğu belirlenmiştir. (Benzer yönde; Yargıtay 17. HD. 2016/10212 Esas, 2017/4248 Karar - İstanbul BAM.
9.HD. 2019/1484 Esas, 2021/1027 Karar - 2019/1139 Esas, 2021/801 Karar) Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan denetime elverişli rapor içeriğine göre; 21/08/2016 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davalı ... şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'un %100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'un kusurunun bulunmadığı, dava konusu aracın onarımının ekonomik olmadığı, araçta meydana gelen gerçek zararın 5.100,00 Euro olduğu, kazanç kaybı zararının ZMSS teminatının kapsamında yer almadığı, davalının poliçe limiti olan 31.000,00 TL ile zarardan sorumlu olduğu, işbu davada faiz talep edilmediği..." gerekçesi ile; "1-Davanın kısmen kabulüne; 5.100,00 EURO'nun fiili ödeme günündeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanacak (TL) karşılığının davalıdan tahsiline, davalının poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, tahsilde poliçe limiti olan 31.000,00 TL'nin aşılmamasına, Fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekilinin istinaf nedenleri; dava dilekçesi ile araçtaki değer kaybı ve aracın 14 gün kullanılamamasından kaynaklanan zarar talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı davranılarak maddi hasar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediği, kazanın Türkiye sınırları içerisinde meydana gelmesi ve kazanın akabinde aracın Türkiye'deki yetkili serviste tamir edilmesine rağmen yurt dışına döndükten ve olay tarihine göre döviz kurlarının artmasından sonra yöneltilen talebin hukuka aykırı olduğu, tazminatın haksız fiilden kaynaklanması ve para borcu olmaması nedeniyle zararın TL üzerinden belirlenmesi gerektiği, alınan kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bilirkişi tarafından hasara ilişkin açıklama yapılmadığı gibi davacı tarafça sunulan fatura içeriğinin kaza neticesinde meydana geldiği ileri sürülen hasar ile uyumlu olup olmadığının değerlendirilmediği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava dilekçesinin içeriği itibariyle davacı tarafça gerçek zararın tazmininin istenildiğinin anlaşılmasına göre kurulan hükümde taleple bağlılık ilkesine aykırılık bulunmamasına, 27.08.2021 tarihli dosya kapsamına ve kazanın oluş şekline uygun, açıklayıcı nitelikteki raporun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına, bilirkişi raporu ile ekspertiz raporunda belirlenen değerlerin kadr-i maruf olduğunun tespit edilmiş olmasına, aracın yabancı plakalı olmasına, davacının yabancı ülkede yaşamasına ve kaza sonrası ikamet ettiği ülkeye dönerek aracındaki hasarı burada tespit ettirmesine, aracın Türkiye'de tamir ettirilmesi zorunluluğu bulunmamasına, davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedeline ilişkin belirlemenin, ikametgahı olan ülkedeki koşullara ve bu ülkenin para birimi gözetilerek belirlenmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalı ... şirketi vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.